Eşin Vasi Olması Durumunda Boşanma Davaları

Vasilik makamı nedir?

Vasilik, Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) düzenlenen bir hukuki kurumdur. Vasilik makamı; fiil ehliyeti kısıtlı olan kişilerin(kısıtlılar) haklarını korumak ve onların yerine hukuki işlemleri yürütmek amacıyla oluşturulmuş bir temsil mekanizmasıdır. Kısıtlılar; akıl hastalığı, yaşlılık, bedensel veya zihinsel yetersizlik gibi nedenlerle kendi başlarına hukuki işlemleri gerçekleştiremeyecek durumda olabilirler. Vesayet makamı, kısıtlı kişinin menfaatlerini korumak amacıyla vasi atar. TMK’nın 403.maddesi, vasilik görevini üstlenecek kişilerin, öncelikle kısıtlı kişinin eşi veya yakın hısımlarından biri olması gerektiğini belirtmektedir. Ancak, bazı durumlarda 3. Şahısların da vasi olarak atanması mümkündür.

Eşin vasi olma durumları

Bir kişiye, eşinin vasi olarak atanabilmesi için belirli koşulların varlığı gereklidir. Eşin vasi olabileceği başlıca durumlar şunlardır:

1.Akıl Hastalığı: Eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanması durumunda, diğer eş vasi olarak atanabilir. Bu durumda, kısıtlı olan eşin tedavi süreci ve durumunun sürekli olup olmadığı gibi faktörler, vasilik makamının atanmasında etkili olur.

2.Bedensel Fiziki Yetersizlik: Gerçek kişinin bedensel fiziki bir engeli olması durumunda, eşi vasi olarak atanabilir. Özellikle yaşamın günlük işlevlerini yerine getiremeyecek durumda olan bireyler için bu durum söz konusudur.

3.Hükümlü Olma Durumu: Gerçek kişinin cezaevinde bulunması durumunda, o kişi kısıtlı kabul edilir ve eşi vasi tayin edilebilir. Bu, hükümlü eşin hukuki işlemlerinin vasi olan eşi tarafından yürütülmesi anlamına gelir.

4.Yaşlılık: İleri yaş nedeniyle akıl ve beden sağlığı yerinde olmayan bireyler, vasi atamasına ihtiyaç duyabilir. Bu durumda, eşin vasi olarak atanması mümkün olur.

Bu vasilik durumu, eşlerin birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülüklerini etkileyebilir ve boşanma gibi hukuki süreçlerde özel düzenlemeler gerektirebilir.

Boşanma davası açma ehliyeti

Türk Medeni Kanunu’na göre, kısıtlı olan birey, hukuki işlemlerini kendi başına yürütemez. Kısıtlı bireyin fiil ehliyeti, vasilik makamı tarafından kısıtlandığı için, boşanma davası açma yetkisi de doğrudan etkilenir. Kısıtlı eş, kendi başına boşanma davası açamaz; bu yetki vasiye ya da kayyıma geçer. Ancak vasi olan eşin boşanma davası açabilmesi hukuki olarak bir tartışma konusudur.

Menfaat çatışması ve temsil kayyımı atanması

Eğer vasi konumundaki eş, boşanma davası açma sürecinde ise, TMK’nın 426.maddesi uyarınca vesayet makamı, menfaat çatışması nedeniyle kısıtlı eş için bir temsil kayyımı atamak zorundadır. Bu durumda, vasi olan eş, boşanma davasında davacı konumunda yer alırken, diğer tarafta kısıtlı olan eşin vasisi durumundadır. Bu durum, açık bir menfaat çatışması oluşturur ve hukuki olarak sorun yaratabilir. Sürecin hukuki ve duygusal boyutları, kısıtlı bireylerin haklarının korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2014/16109 E. 2014/17697 K. Sayılı kararında; Davalı, hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu için vasi olarak eşi atanmıştır. Boşanma davası açılması durumunda, kısıtlı ile vasisinin menfaatlerinin çatıştığına karar verilmiştir. Bu nedenle, kısıtlıya kayyım atanması ve boşanma davasının bu kayyım tarafından yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Vasisi olunan eşe boşanma davası nasıl açılır?

Vasi olan eş boşanma davası açmak için iki farklı yol izleyebilir;

1-) İlk olarak, vasi, boşanma davası açmadan önce vasilik görevinden feragat edebilir. Vasilik görevinden feragat edilmesi, boşanma davasının daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesine olanak tanır. Bu işlem,4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 438.maddesi kapsamında düzenlenmiştir.
Vasilikten feragat talebi, eşin yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmasıyla başlar. Bu aşamada, vasi olan kişi, feragat talebini içeren bir dilekçe hazırlar. Dilekçede, feragat etme gerekçeleri net bir şekilde belirtilmelidir. Mahkeme, başvuruyu değerlendirerek, feragat talebinin yerinde olup olmadığını belirleyecektir. Gerekirse, duruşma açılabilir ve ilgili tarafların beyanlarına başvurulabilir. Mahkemenin vereceği karar, vasilik sıfatının sona ermesine yol açar ve bu durum, boşanma süreçlerinde taraflar arasında daha sağlıklı bir iletişim ve çözüm yollarının geliştirilmesine katkı sağlar.

2-) İkinci olarak ise; vasi olan eşin doğrudan boşanma davası açmasıdır. Vasi olan eş dava dilekçesinde menfaat çatışmasını belirtmeli ve temsil kayyımı atanmasını talep etmelidir. Talep boşanma dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Temsil kayyımı, kısıtlı eşin mahkeme önünde temsil edilmesi için atanacak bir kişidir. Temsil kayyımının atanmasıyla birlikte, boşanma davasında kısıtlı olan eşin temsilcisi artık vasi değil, atanan kayyım olacaktır. Bu durum, boşanma sürecinde oluşabilecek menfaat çatışmalarını engelleyecektir.

Sonuç

Görüşümüze göre kişinin boşanma davası açıp, mahkemeden temsil kayyımı talep etmesinden ziyade, öncelikle sulh hukuk mahkemesine vasilikten feragat dilekçesi verip vasilikten feragat etmesi, akabinde kısıtlıya temsil kayyımı atanmasından sonra boşanma davası açması sürecin hızlı, sağlıklı ve adil ilerlemesinde daha isabetli bir seçenek olacaktır.