ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARINDA YURTDIŞI TEBLİGAT SORUNLARI

I.GİRİŞ

Ortaklığın giderilmesi davaları, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz malların ortaklığının sona erdirilmesi amacıyla açılan davalardır. Bu davalarda karşılaşılan en önemli usule ilişkin sorunlardan biri, özellikle yurtdışında yaşayan paydaşlara tebligat yapılması konusudur. Bu makale, akademik bir çalışmadan çok, uygulamada bu konuda yaşanılan sorunlara çözüm önerilerini sunmayı amaçlamaktadır.

II.ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARINDA TEBLİGATIN ÖNEMİ

A.Temel İlkeler

Ortaklığın giderilmesi davaları çekişmeli yargıya tabi davalardır. Tüm paydaşların davada yer alması zorunludur yani mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur.  Her paydaşın adil yargılanma hakkı gözetilmelidir, bu hakka ulaşabilmeleri için de mutlak suretle her paydaş açılan davadan haberdar edilmelidir.

B.Tebligatın Hukuki Niteliği

Tebligat, yargılamanın temel unsurlarından biridir. Savunma hakkının kullanılabilmesi için tebligatın usulüne uygun yapılması şarttır. Tebligat eksiklikleri yargılamanın geçerliliğini etkiler, tüm paydaş davalılara tebligat yapılamadan yargılama tamamlanamaz.

III. YURTDIŞI TEBLİGAT SORUNLARI

A.Karşılaşılan Temel Sorunlar

1.Adres Tespiti

Yurtdışındaki paydaşların güncel adreslerinin belirlenmesi önemli bir noktadır. Uygulamada, açılan davalarda taraflar veya vekilleri tam adrese ulaşamadıklarından; yanlış veya eksik adres bildirimlerinde bulunmaktadırlar. Bu da yargılamanın uzamasına sebebiyet vermektedir. UYAP, kimlik numarası sunulan kişinin sadece MERNİS adresine değil , aynı zamanda yurtdışı konsolosluklarda beyan edilen adrese de entegredir. Bu sebeple, yurtdışı adres araştırması yapılırken mutlak suretle Dış İşleri Bakanlığı kanalıyla dava taraflarının konsolosluk adres araştırması yapılmalıdır. Bunun için müzekkere yazılmasına gerek olmayıp, doğrudan sistem üzerinden adres araştırması yapılabilmektedir.

2. Tebligat Süreleri

Uluslararası tebligat prosedürlerinin uzun sürmesi bilinen bir gerçektir, bu da davaların uzamasına sebep olmakta ve zamanaşımı risklerini birlikte getirmektedir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken noktalardan biri Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin (kısaca bundan sonra “Yönetmelik” olarak anılacaktır) 41’nci maddesidir. Buna göre; “Yabancı ülkelere gönderilecek olan ve belirli bir günü içeren tebliğ evrakının, tebliği çıkaran merci tarafından, belirlenen günden en az üç ay önce ilgili bakanlığa gönderilmesi gerekir.” Uygulamada en çok sorun yaşanan konulardan biri budur, zira uygulamada mahkemelerce bu süre hesap edilmeden duruşma günü verilmekte ve bakanlığa gönderilen duruşma içerir tebligat evrakı yeterli süre olmadığından iade edilmektedir. Söz konusu üç aylık süre hesabı yapılırken, evrakın tercümede geçeceği süre, mahkemeden bakanlığa ulaşma süreleri de dikkate alınmalıdır. Bu sebeple; eğer duruşma gününün de bildirilmesi gereken bir evrakın tercüme edilerek bakanlık kanalıyla yurtdışına tebliğ gerekiyorsa, uygulamada sorun yaşanmaması için  mutlak suretle bir sonraki duruşma tarihi en az beş ay sonrasına verilmelidir.

3.Konsolosluk Kanalıyla Tebligat

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarına, konsolosluk kanalıyla evrakın tercümesine gerek olmaksızın tebligat yapılabilmektedir. Yönetmeliğin bu konudaki 38’nci maddesi şu şekildedir; (1) Yabancı ülkelerde bulunanlara tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu bakanlık aracılığıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya başkonsolosluğuna gönderilir. (2) Dışişleri Bakanlığının aracılığına gerek görülmeyen hallerde, tebligat evrakı bakanlıklarca doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya başkonsolosluğuna gönderilebilir.

Uygulamada en büyük sorun, şahsın Türk vatandaşı olup olmaması ve adresinin hangi konsolosluğa bağlı olduğunun tespiti noktasında yaşanmaktadır. Kişilerin alınan nüfus kayıtlarının açıklamalar bölümünde T.C. vatandaşlığını kaybedip kaybetmediği yazmaktadır. Dolayısıyla tebligat yapılacak kişinin öncelikle T.C. vatandaşı olup olmadığı tespit edilmeli, akabinde T.C. vatandaşı ise yerleşim yerine göre hangi konsolosluğa evrakın gönderileceği belirlenmelidir. Gelişen teknoloji ile birlikte konsoloslukların artık KEP adresleri bulunmaktadır. Bu sebeple, yurtdışında yaşayan T.C. vatandaşına, ikamet ettiği yerin bağlı olduğu konsolosluk vasıtasıyla hızlı bir şekilde tebligat yapılabilmektedir. Uygulamada bu tebligat talebini alan konsolosluk, ilgili şahsa mahkemeden evrak geldiğine dair yazı göndermekte ve bu yazı içeriğinde konsolosluğa gelip tebligatı alması gerektiğini belirtmektedir. Eğer şahıs konsolosluğa gidip bu tebligatı alır ise tebliğ tarihi o gün olmaktadır. Eğer ilgili şahıs konsolosluktan gelen yazıyı tebliğ almasına rağmen, belgeleri almaya gitmez ise, bu yazının tebliğinden itibaren 30 gün sonra evrak tebliğ edilmiş sayılmaktadır. (Yönetmelik Madde 43; “…tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır…”)

4.Bakanlık Kanalıyla Tebligat

Yönetmeliğin 42nci maddesi uyarınca; Yabancı ülkede kendisine tebligat yapılacak kişi Türk vatandaşı olmadığı takdirde, tebligat o ülkenin yetkili makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o ülke kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını yetkili makamdan ister.  Bakanlık kanalıyla yapılacak tebligatlarda bazı istisnalar hariç evrakın tercüme edilerek gönderilmesi gerekmektedir. Bakanlık kanalıyla yapılacak tebligatlarda dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta masraflara ilişkindir. İster konsolosluk ister bakanlık kanalıyla olsun yurtdışı posta gideri (2024 yılı için 350 TL) mutlaka yatırılmalıdır.  Bakanlık kanalıyla yurtdışındaki ülke adli makamlarını aracı kılarak yapılacak tebligatlarda ayrıca bazı ülkelerin masraf talepleri bulunmaktadır. Tebligatın yapılacağı ülkeye göre mutlaka öncesinde “Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usul ve Esaslara Dair Tebliğ” kontrol edilmeli ve tebligatın yapılacağı ülke eğer masraf talebinde bulunuyor ise bu masraf yatırtılmalıdır. Örneğin A.B.D. adli makamları aracılığıyla yapılacak tebligatlarda 95 ABD doları, Fransa makamları aracılığıyla yapılacak tebligatlarda 48,36 avronun yatırılması istenmektedir. Uygulamada en büyük sorun belgelerin tercüme edilmesinde ve uluslararası tebligat evrakının hazırlanmasında yaşanmaktadır.

B.Hukuki Çözüm Yolları

1.Lahey Tebligat Sözleşmesi

Ülkemizin de taraf olduğu “15 Kasım 1965 Tarihli Hukukî ve Ticari Konularda Adlî ve Gayrîadlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi” (kısaca Lahey Tebligat Sözleşmesi), adli ve gayri adli belgelerin hızlı ve etkili bir şekilde yurtdışı tebligatının yapılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Sözleşme ile kabul edilen temel tebligat yöntemi merkezi makamlar vasıtasıyla tebligatın yapılmasıdır. Bu yazımızda temel tebligat yöntemi üzerinde durulacaktır. Bu sözleşme uyarınca, uygulamada mahkemeler, eğer tebligat yapılacak ülke de bu sözleşmeye taraf ise, 184 form olarak adlandırılan tebliğ talepnamesi hazırlamakta ve bu talepnamenin ekine tebliğ edilecek belgelerin tercümesini de ekleyerek, evrakı muhabere kanalıyla Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’ne göndermektedir. Tebliğ evrakı, bu makam tarafından yabancı devlet merkezi makamına gönderilmektedir.

Bu konuda uygulamada en büyük sorun, konusunda uzman tercümanların sayısının yetersiz olması ve tebligat evrakının da mahkemelerden hazırlanmasının beklenmesidir. 184 form olarak adlandırılan form (tebligat talepnamesi) aslında 4 sayfadan oluşan kompleks bir form olup, bu formun doldurulması özel bir uzmanlık gerektirmektedir. Zira formun doldurulmasında yapılacak en küçük bir hata formun iade gelmesine sebep olmakta ve bu durum ise yargılamayı neredeyse 1 sene uzatmaktadır.

Uygulamada yaşanan diğer bir sorun ise bazı ülkelere yapılacak tebligatlarda, o ülkenin diline tercüme yapacak tercüman bulunamaması veyahut nadir bir dil sebebiyle çeviriyi yapan tercümanın yüksek ücret taleplerinde bulunmasıdır. Aslında bu konu sözleşmeye taraf olurken ülkelerin verdiği beyanlarla çözüme ulaştırılmış bir konudur, zira aslında bu sözleşmeye taraf olan çoğu ülke kendi makamları aracılığıyla yapılacak tebligat evrakının İngilizce ya da Fransızca olarak gönderilmesini kabul etmektedir. 63/3 sayılı genelgemizin ek 9 kısmında bulunan “Devletlere Göre Tebligat İşlemlerinde Uygulanacak Esaslar” bölümünde, hangi ülkelere hangi şekilde evrakın hazırlanması gerektiği ve evrakın hangi dile tercüme edilmesi gerektiği açık bir biçimde bildirilmektedir.

2.İkili Adli Yardım Anlaşmaları

Bazı ülkelere tebligat ikili yardım anlaşmaları ile yapılmaktadır. Avrupa’daki birçok ülke 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi’ne taraf olmakla birlikte, Asya kıtasına doğru bu sözleşmeye taraf ülke sayısı azalmaktadır. Örneğin İran, Suriye ve Türkmenistan bu sözleşmeye taraf değildir. Bu ülkelerde tebligat, aramızda akdedilen ikili yardım anlaşmalarına göre yapılmaktadır. Örneğin “Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması”, “Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşması” ve “Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması” mevcuttur.

3.Diplomatik yollarla tebligat prosedürleri

Hem aramızda ikili bir anlaşma olmayan, hem de Lahey Tebligat Sözleşmesine üye olmayan ülkeler de mevcuttur. Örneğin Tayland ile aramızda adli iş birliğine ilişkin ikili bir anlaşma bulunmamaktadır. Tayland, Lahey Tebligat Sözleşmesine de taraf değildir. Böyle bir durumda Tebligat talebi uluslararası adli yardımlaşma kuralları çerçevesinde yerine getirilmektedir. Tebligat talepnamesi isimli form ve ekli evrak, Türkçe ve ilgili ülkenin resmi diline (mümkün olmazsa İngilizce) onaylı tercümeleri olmak üzere iki takım olarak düzenlenecektir.

Uygulamada pek bilinmeyen diğer bir konu ise, Lahey Tebligat Sözleşmesi’nin özel hukuk alanındaki konularla ilgili evrakın tebliği ile ilgili olduğudur. Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen kamulaştırma veyahut kamulaştırmasız el atma davalarına yönelik 184 form hazırlanarak gönderilen bazı talepler Alman adli makamlarınca konu kendi mevzuatlarına göre özel hukuka dayalı olmadığından iade edilmektedir. Alman adli makamlarına göre taraflardan birinin kamu erkini temsil etmesi durumunda, özel hukuk değil idare hukuku hükümleri geçerlidir. Böyle bir durumda Almanya ülkesine tebligat diplomatik yöntemlerle 184 form düzenlenmeden yapılmalıdır. Bu kural, ortaklığın giderilmesi davalarında da, taraflardan biri eğer kamu erkini temsil ediyorsa, geçerli olacaktır.

IV.ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

A.Yasal Düzenlemeler

Mevzuatta yapılacak bazı değişiklikler ile konunun uygulama makamları olan kazai mercilerce daha iyi anlaşılması sağlanabilir.  Bununla birlikte bu konudaki genelgelerimiz eski tarihli kalmıştır. Geçen zamanda bazı yeni uluslararası sözleşmeler imzalanmış ve de ülkeler mevcut sözleşmelere özellikle dil gereklilikleri konusunda yeni kabul beyanları vermiştir. Dolayısıyla bu konuda bir güncellemenin yapılması gerektiği açıktır.

B.Uygulamaya Yönelik Öneriler

Türk vatandaşlarına konsolosluk kanalıyla yapılacak tebligatlarda hangi adresin hangi konsolosluğa bağlı olduğuna yönelik tablolar bakanlık makamınca düzenlenip mahkemelere iletilebilir. Uygulamada Almanya’daki konsolosluklarla ilgili adresteki 5 haneli rakama göre adres tespitine yarayan bir tablo olmakla birlikte, bu tablonun anlaşılması zordur. Onun yerine şehirlere yönelik bir tablo oluşturulması, ayrıca sadece Almanya için değil, belli başlı tebligatın çok yapıldığı Fransa, A.B.D., Belçika gibi ülkelere göre şehre dayalı konsolosluk tabloların yapılması uygulamada kolaylık sağlayacaktır.

Bununla birlikte, özellikle tercüman bilirkişilerin sadece tercüme ile sınırlı kalmayıp, kendilerine tebligat evraklarının hazırlanmasına yönelik de eğitim verilmesi önem arz etmektedir. Böylelikle bu yük mahkemelerden alınıp, bilirkişilere paylaştırılabilir.

V.SONUÇ

Ortaklığın giderilmesi davalarında yurtdışı tebligat sorunları, davanın seyrini, süresini ve sonucunu önemli ölçüde etkilemektedir. Bu sorunların çözümü için:

  • Bu alandaki bilirkişilere eğitim verilmesi,
  • Tablolar oluşturularak teknolojik gelişmelerin takip edilmesi,
  • Yasal düzenlemelerin güncellenmesi,
  • Alternatif tebligat yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Bu alandaki sorunların çözümü hem adalete erişim hakkının korunması hem de davaların makul sürede sonuçlandırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Sökmen & Sökmen Hukuk Bürosu, bu konudaki uzman kadrosuyla yabancı ülkede tarafları bulunan hukuk davalarının en kısa sürede sonuçlandırılması için gerekli altyapıya sahiptir.

 

KAYNAKÇA

  • 1965 TARİHLİ LAHEY SÖZLEŞMESİ BAKIMINDAN TEBLİGAT KANUNU’NA İLİŞKİN BAZI SORUNLAR, GONCA GÜLFEM BOZDAĞ
  • YURT DIŞI TEBLİGAT VE İSTİNABE TALEPLERİNDE UYULMASI GEREKEN USUL VE ESASLARA DAİR TEBLİĞ
  • HUKUKİ ALANDA ULUSLARARASI ADLİ TEBLİGAT- GENELGE 63/3