Giriş
Spor kulüplerinden doğan alacaklarını tahsil edemeyen menajer, antrenör ve idareciler, haklarını hangi merci önünde arayacakları konusunda ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle sözleşmede veya bağlı olunan federasyonun talimatlarında tahkim ya da hakem şartının bulunması, alacaklı açısından Türk mahkemelerine başvurulup başvurulamayacağı konusunda tereddüt yaratabilmektedir.
Oysa doğru sıralama, önce sıfatı belirlemek, akabinde merciin belirlenmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu doğrudan ve aktif biçimde sporculuk faaliyetinde bulunmayan menajer, antrenör, teknik direktör ve yöneticileri, kural olarak işçi statüsünde değerlendirilir. Bu kişilerin kulüp ile aralarındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar da kural olarak iş mahkemelerinin görev alanına girer.
Dolayısıyla, sözleşmede veya ilgili federasyonun talimatlarında tahkim ya da hakem şartının bulunması, tek başına uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülmesine engel değildir.
Çalışanın statüsü, görevli mahkemenin belirlenmesinde önem taşır
Uyuşmazlığın hangi merci önünde görüleceğinin belirlenmesinde ilk adım, ücret alacağı talep eden kişinin sporcu mu yoksa spor kulübü bünyesinde başka bir konumda çalışan mı olduğunun ortaya konulmasıdır.
4857 sayılı İş Kanunu m. 4/1-g uyarınca “sporcular” hakkında İş Kanunu hükümleri uygulanmaz. Ancak bu istisnanın, istisnaî hükümlerin dar yorumlanması ilkesi gereği doğrudan ve aktif biçimde spor faaliyetinde bulunan kişilerle sınırlı olduğu kabul edilmelidir. Antrenör ve teknik direktör gibi, sahada oynamayan ama sporcuyu hazırlayan veya takımı yöneten kişiler bu istisnanın kapsamında değerlendirilemez ve kural olarak işçi statüsünde değerlendirilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/24584, K. 2018/21216 sayılı kararı, doğrudan aktif spor yapmayan kişilerin sporcu sayılmayacağını kabul etmiş; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin E. 2016/16083, K. 2016/17467 sayılı kararı ise bir voleybol antrenörünün ücret alacağının iş mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Genel menajerde sıfat, unvana değil somut ilişkiye bakılarak belirlenir
Genel menajer, bu roller arasında sıfatın önceden kabul edilemeyeceği bir pozisyondadır. İşçi statüsünde belirleyici olan unvan değil, kişinin kulüp karşısındaki bağımlılığıdır. Emir ve talimat altında, denetime tabi olarak ve kulübün belirlediği çerçevede çalışan bir genel menajer, hizmet akdine dayalı bir ilişki içinde bulunuyorsa, işçi sıfatını taşıyacaktır. Böyle bir bağımlılık bulunmadığında ilişki vekâlet ilişkisine yaklaşmakta ve görevli mahkeme değişebilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/13408, K. 2017/16173 sayılı kararına konu olayda, hem oyuncu hem genel menajer olarak çalışan bir kişinin menajerlik ücret alacağı bakımından Asliye Hukuk mahkemesi görevsizlik kararı vermiş ve dosya İş Mahkemesine gönderilmiş; Yargıtay bu görev belirlemesini yerinde bulmuştur. Karar, genel menajerin ücret alacağının, bağımlılık ilişkisi bulunduğunda iş mahkemesinde görülebildiğini göstermektedir.
Tahkim şartının varlığı iş mahkemesine başvuruyu kendiliğinden engellemez
Tereddüde sebep olan başlıca unsur ise sözleşmede veya federasyon talimatlarında yer alan tahkim ya da hakem şartının uyuşmazlığa etkisidir. Sıfat işçi olarak belirlendiğinde, sözleşmede ya da federasyon talimatında yer alan bir tahkim veya hakem şartı, çoğu hâlde iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz. Kulüpler, çoğu zaman sözleşmede ya da bağlı bulundukları federasyonun talimatlarında yer alan bir tahkim veya hakem şartına dayanarak uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülemeyeceğini ileri sürmekte ise de bu şartın varlığı, çoğu hâlde iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz.
Öncelikle, iş güvencesine yönelik hükümler dışında, İş Kanunu’nda işçilik alacakları bakımından tahkim yoluna gidilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hakem ya da tahkim kurulunun öngörülmüş olması, iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2016/16083 E. ve 2016/17467 K. sayılı kararında da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2016/27462 E. ve 2016/21049 K. sayılı kararında, işçi ile işveren arasındaki asimetrik güç ilişkisi nedeniyle, iş sözleşmesinin kurulması veya devamı sırasında konulan hakem şartının işçinin serbest iradesini yansıtmadığı ve bu sebeple geçersiz olduğu, uyuşmazlığın özel hakemce görülemeyeceği kabul edilmiştir.
Sonuç
Spor kulüplerinde menajer, antrenör, teknik direktör veya idareci olarak çalışan kişilerin ücret alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda, doğrudan aktif spor faaliyetinde bulunmayan bu kişiler işçi olarak kabul edilir.
İşçilik alacakları bakımından kural olarak tahkim yolu öngörülmediği gibi, iş ilişkisinin kendine özgü yapısı da bu sonucu pekiştirir; zira işçi, işveren karşısında ekonomik açıdan zayıf ve ona bağımlı konumda değerlendirildiğinden, iş sözleşmesinin kurulması veya devamı sırasında konulan bir hakem şartının çoğu zaman işçinin serbest iradesini yansıtmadığı ve bu nedenle geçersiz olduğu kabul edilmektedir. Bu itibarla, sözleşmede veya federasyon talimatlarında yer alan bir tahkim şartı, çalışanın dava yoluna başvurmasının önünde çoğu hâlde engel oluşturmayacaktır.
Ödenmemiş ücret alacakları ile karşı karşıya kalan yöneticilerin, somut olayın niteliğine ve mevcut delil durumuna göre en doğru hukuki stratejiyi belirlemeleri önem taşır. Sökmen&Sökmen Hukuk Bürosu, işçilik ücret alacağı uyuşmazlıkların her aşamasında müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.











