YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANINMASI VE TENFİZİ

Günümüzde uluslararası ilişkiler ve etkileşimler artmıştır. Bunun sonucunda yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklar ortaya her zamankinden daha çok çıkmaktadır. Kural olarak yerel bir uyuşmazlık, uyuşmazlığın çıktığı ülkenin yargı organlarınca çözüme kavuşturulur. Ancak bu uyuşmazlık ulusal bir yargı organınca çözülüp bir hüküm tesis edilse bile, uyuşmazlığın tarafı olan kişilerin ülkelerinde doğrudan etki gösteremez. Bunun sebebi devletlerin egemenlik hakkı ve diğer devletlere karşı bağımsız olmalarıdır. Ancak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (kısaca MÖHUK) aramış olduğu şartların yerine getirilmesi halinde, yabancı devletlerin yargı organları tarafından alınan kararlar ülkemizde de sonuç doğurabilmektedir. Bu şartlar MÖHUK’un 50. ve 59. maddeleri arasında düzenlenmektedir.

Tanıma ve Tenfiz Kavramı

Tanıma, yabancı ülke adli makamlarınca verilen kararların iç hukukta da geçerli olmasını sağlamak amacıyla yapılan işlemdir. Tanıma, ilgili mahkeme kararının, yerel mahkeme veya diğer resmi makamlar tarafından kabul edilmesini ifade eder ancak verilen hükmün icrasını sağlamaz. Tenfiz ise, tanımanın aksine yabancı mahkeme kararlarının tenfiz edilen ülkede de icra muamelesine tabi olmasını sağlar. Bu yüzden hükmün icrasının gerektiği durumlarda tenfiz kararı gerekmektedir.

Tanıma ve Tenfizin Şartları

Tanıma ve Tenfiz davalarında revizyon yasağı söz konusudur. Revizyon yasağı, tanıma veya tenfiz davasına bakan mahkemenin, yabancı mahkemenin kararını esas bakımından inceleyememesidir. Bunun dışında tanıma ve tenfiz şartları; ön şartlar ve esasa ilişkin koşullar olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır.

1-)MÖHUK m. 50’ye göre tanıma veya tenfiz kararı verilebilmesi için gerekli olan ön şartlar şunlardır;

a-)Hukuk Davasına İlişkin Verilmiş Bir Mahkeme İlâmı Olmalı

Kanun, verilen bu kararın bir mahkeme kararı olması gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda idari makamlarca verilen kararların, MÖHUK kapsamında tanınması ve tenfizi kural olarak mümkün değildir. Mahkeme tarafından verilen bu kararın Türk hukukuna göre bir özel hukuk kararı olması gerekmektedir.

b-)Kararın Kesinleşmiş Olması

Tanıma ve Tenfiz istenecek karar, verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmalıdır. Buradaki kesinleşmenin maddi kesinlik mi şekli kesinlik mi olduğu tartışma konusudur. Hukuk büromuz, yabancı dil etkinliği ve yabancı ülke mevzuatlarına hakim kadrosuyla, yabancı mahkeme kararının kesin olup olmadığını tespit edebilmektedir.

2-) Esasa İlişkin Şartlar

MÖHUK, yabancı mahkeme kararlarının Türk hukukunda tanınması ve tenfiz edilebilmesi için esasa ilişkin dört şart belirlemiştir (m.54). Bu şartlardan karşılıklılık şartı tanıma bakımından aranmayacak; diğer üç şart ise hem tanıma hem tenfiz için aranacaktır (m.58/1).

a-Karşılıklılık

Yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için öngörülen şartların en başında karşılıklılık gelmektedir. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tenfiz edilebilmesi için, yargı organlarımızca alınan kararın da o yabancı ülkede tenfiz edilebiliyor olması şarttır. Karşılıklılık esası hakimce kendiliğinden incelenir.

b-Türk Mahkemelerinin “Münhasır Yetkisine” Girmeyen Bir Konuda Karar Verilmiş Olması ve Kararın Aşkın Yetkili Mahkemeden Verilmemiş Olması

MÖHUK’ta düzenlenen münhasır yetki, ilgili uyuşmazlığın mutlaka Türk mahkemesince görülmesi gerektiğidir. Münhasır Türk yargısı yetki alanına giren bir uyuşmazlık konusunda tanıma ve tenfiz talep edilemez. Hakim bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini re’sen inceleyecektir. Öte yandan; tenfizi istenen karar verildiği ülkenin, uyuşmazlığın konusu ve tarafları ile arasında esaslı bir bağ kurularak verilmiş olmalıdır. Aksi bir durum aşkın yetkiye sebebiyet verecek ve mahkeme, davalının bu yönde bir itirazı olması halinde bu hususu inceleyecektir.

c-Hükmün Türk Kamu Düzenine Açıkça Aykırı Olmaması

Yabancı mahkeme kararının Anayasaya, Türk hukuk sisteminin temel ilkelerine, toplumun örf adet ve ahlak kurallarına aykırılık teşkil etmemesi gerekmektedir. Türk hakimi, hükmün açıkça kamu düzenine aykırı olup olmamasını re’sen inceleyecektir. Aykırılık kararı vermek, hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Ayrıca hükmün belli bir kısmı kamu düzenine aykırılık teşkil ediyorsa hakim kısmen tenfiz kararı da verebilecektir.

d- Savunma Haklarına Uyulmuş Olması

Yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesine yönelik şartlardan biri de o karar yabancı ülkede verilirken savunma hakkına riayet edilip edilmediğidir. Bu durum kararı veren ülke hukukuna göre belirlenir. Hakim savunma hakkına riayet edilip edilmediğini itiraz üzerine değerlendirir.

Tanıma ve Tenfiz Davalarında Usul

Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme iş bölümüne göre  değişiklik gösterebilmekle beraber; asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemeleridir. Aile hukukuna ilişkin davalarda ise görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeridir. Aleyhine tenfiz kararı istenen kişinin  Türkiye’de yerleşim yeri ve sâkin olduğu bir yer mevcut değilse , tanıma ve tenfiz kararı Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Uygulamada kesinleşmiş mahkeme kararının apostilli ve noter tasdikli tercümesinin sunulması istenmektedir.

MÖHUK DIŞINDA DÜZENLENEN TANIMA VE TENFİZ KURALLARI

MÖHUK 50-59. Maddeler arasında tanıma tenfiz hükümleri mevcuttur. Ancak MÖHUK dışında da aile hukukuna ilişkin tanıma ve tenfiz kurallarını düzenleyen kanun ve yönergeler mevcuttur. Bu düzenlemelerin, MÖHUK’tan en önemli farkı, yabancı idari kararların da hukukumuzda hüküm ifade edebilmesini sağlamış olmaları ve bir mahkeme kararına gerek olmaksızın idari işlemle yabancı bir kararın tanınmasına ve tenfizine imkan verilmiş olmasıdır.

a-Evlat Edinmeye İlişkin NHK m.30/2’deki Düzenleme

NHK madde 30/2 maddesi “ Evlât edinme olaylarına ilişkin yabancı adli veya idari makamlarca verilen ve o ülkenin hukukuna göre kesinleşmiş olan veya kesin hüküm gibi sonuç doğuran karar ve belgelerin Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz veya tanıma kararı verilmesine bağlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

b-Mavi Kart Sahibi Yabancıların Tarafı Olduğu Yabancı Boşanma Kararlarının Tescili

Mavi Kartlılar Kütüğü ve Beyan Edilen Nüfus Olaylarının Tutulması Hakkında Yönerge madde 10/3 “ Mavi Kartlılar Kütüğünde kayıtlı kişilerin uyruğu bulunduğu ülke makamlarından almış oldukları karar ve idarî belgeler usulüne göre tasdik edilmiş ve onaylanmış ise,ayrıca 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tanınması veya tenfizi istenmez” şeklindedir. Aynı yönergenin “Boşanma” başlıklı 17. Maddesi de dikkate alındığında, mavi kart sahibi yabancılar, yabancı adli veya idari makamca aldığı karar ve belgeler ile boşanma kararlarını tek taraflı talep ile tescil ettirebilir. MÖHUK’ta aranan tanıma ve tenfiz şartları burada aranmamaktadır.

c-Türk Vatandaşının Tarafı Olduğu Yabancı Boşanma Kararlarının NHK.’nın 27/A Maddesine Göre Türkiye’de Tescili

Yabancı Ülke Adli veya İdari makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik m.1 “Bu Yönetmeliğin amacı; yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin verilen kararların aile kütüğüne tescilini düzenlemektedir.” şeklindedir. Maddede idari makam kararlarının tesciline izin verilmiştir. Kanun maddesinin uygulanabilmesi amacıyla “Yabancı Ülke Adli veya İdari Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik” çıkarılmıştır. Yönetmelikle, kanunda belirtilen birlikte başvuru şartı için de ayrı bir düzenleme getirilmiştir. Yönetmeliğin başvuru usulünü açıklayan 6. Maddesinde tarafların aynı anda başvurmak zorunda olmadığı, başvuruların ayrı ayrı gerçekleştirilebileceği ancak ilk başvuru ile ikinci başvuru arasında 90 günlük sürenin aşılamayacağı belirtilmektedir. Yine aynı maddede tescil talebi öncesi, kişilerin ölmüş olmaları durumunda hukuki yararı bulunanlar tarafından başvuru yapabilme hakkı tanınmıştır. İlgili yönetmeliğin 5. Maddesine göre ; başvurular, kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliklere, yurt içinde ise taraflardan birinin yerleşim yeri il müdürlüğüne; Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Samsun, Siirt, Sivas, Trabzon, Şanlıurfa ve Van il müdürlüklerinden birine yapılır.

SONUÇ

Yabancı mahkeme kararlarının, Türkiye’de tanınması ve tenfizi için MÖHUK ve NHK, ayrıca çıkarılan yönetmelikler ile çeşitli düzenlemeler getirilmiştir. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde birincil yol dava açılmasıdır. Dava açıldığında, yargılamadaki sürecin uzunluğu dikkate alındığında, kanun değişikliği ve yönetmelikler ile getirilen dava açmaksızın idari merciye başvuru yapılması, tanıma ve tenfizi daha hızlı ve kolay bir şekilde yürütülebilir hale getirmiştir. Bir kararın tanınmasında ve tenfizinde kararın tarafları arasında bir ihtilaf yoksa, dava yoluna gitmeden kararın tescil edilebilmesi mahkemelerin iş yükünü de azaltmaktadır. Bu konuda “Birlikte başvuru” şartı taraflar arasında ihtilaf olmaması halini desteklemek amacıyla şart koşulmuştur. Öte yandan mevzuat Türk vatandaşı olmayan mavi kartlılara idari yoldan tek başına başvuru yapabilme imkanı da tanımıştır.

Sökmen&Sökmen Hukuk Bürosu, yabancı ülkelerde alınan mahkeme kararlarının kısa sürede ülkemizde tanınması ve tenfizi için gerekli altyapıya sahip olup, bu konudaki Nüfus Müdürlükleri ve Mahkemeler nezdindeki tecrübesiyle, müvekkillerine en hızlı ve kaliteli hukuki hizmeti vermektedir.